

ABD ile Çin arasındaki gerilim, 2023 yılında küresel ekonomiyi sarstı. Rusya-Ukrayna savaşının sonuçları ülke sınırlarının ötesine de yansıdı. Afrika'da, Nijer ve Gabon'daki darbe, son yıllarda hız kazanan küresel demokratik gerilemeye katkıda bulundu ve Hamas-İsrail çatışması şu ana kadar binlerce kişinin ölümüyle sonuçlandı.
Küresel güç gerilimleri, açık savaş, demokratik gerileme ve iş piyasasında aşırı dalgalanmalar gibi durumların 2024'te de devam etmesi muhtemel görünüyor. İşte 2024 yılında dikkatimizi vermemiz gereken beş küresel jeopolitik ve ekonomik trend.
Brics (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) ülkeler grubu Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve BAE'yi kapsayacak şekilde genişledikçe artan ekonomik etkisi, küresel güç dengesini çarpıcı biçimde değiştirebilir.
Ocak 2024'ten itibaren Brics, dünya nüfusunun yaklaşık %46,5'ini, 30,8 trilyon ABD dolarını, yani küresel GSYİH'nın yaklaşık üçte birini ve küresel petrol üretiminin %45'ini temsil edecek. Ayrıca Bric ülkelerinin genişleyen ticaret ağının, özellikle tercihli ticaret anlaşmaları ve ortak bir para biriminin kullanılması yoluyla Batı pazarlarına olan bağımlılıklarını azaltabilmesi de önemli görünüyor.
İran gibi Batı tarafından yaptırım uygulanan ülkeler için Brics'e üye olmak diplomatik seçenekleri artırıyor. Bu, Brics'i diğer yaptırım uygulanan ülkeler için çekici hâle getirebilir. Brics'in genişlemesi, üyelerinin siyasi ve ekonomik çıkarlarını daha kolay takip ederek etkilerini güçlendirmelerine de olanak sağlayabilir. Batıya meydan okuma stratejisi doğrudan Batı ülkeleriyle yüzleşme biçiminde olmayabilir, IMF gibi mevcut kurumlardan giderek uzaklaşılmasıyla da gerçekleşebilir.
2024 yılında birçok ülkede genel seçimler yapılacak ve her kıtadan milyonlarca insan ülkesinin seçimlerinde oy kullanıyor olacak. Bunların içinde eski başkan Donald Trump'ın yine Cumhuriyetçi cenahtan aday olma ihtimalinin yüksek olduğu ABD seçimleri de var. Trump yeniden seçilirse, geçmişte NATO'dan ayrılma konusundaki arzusunda da işaret ettiği gibi, “küresel katılımdan kaçınma” politikasını sürdürebilir.
Böyle bir duruş, küresel ekonomik ve politik sistemi zayıflatabilir ve daha fazla küresel nüfuz arayışında olan diğer ülkelerin yükselişine katkıda bulunabilir. Bu yıl genel seçim bolluğunun ortaya çıkaracağı bir diğer önemli konu da demokrasinin “erozyona uğrama” potansiyeli. Örneğin ABD'de olası bir Trump diktatörlüğünden bahsediliyor. Rusya’da Başkan Vladimir Putin'in kazanması, onun 2030'a kadar başkan olarak kalmasını sağlayabilir ve 2036'ya kadar altıncı dönemde de görevde kalma olasılığını beraberinde getirebilir.
El Salvador gibi diğer ülkelerde ise bazı politikacılar, Tunus'ta olduğu gibi, yeniden seçilmek için anayasalarını ihlal etme ve seçimleri denetleme çabalarını yasaklamaya istekli görünüyor. Bu tür uygulamaların demokratik kurumları zayıflatması veya gelişimini kısıtlaması muhtemel.
İsrail-Hamas savaşının Orta Doğu bölgesinin ötesinde de yansımaları olmaya devam edecek. Beyrut'a düzenlenen hava saldırısının ardından bölgesel olarak çatışmaların daha da tırmanma riski arttı. Örneğin bölgedeki bazı devletler, İsrail'in Hamas'ın saldırısına verdiği karşılığı sert şekilde kınadı. Ürdün İsrail’in eylemlerini “savaş suçu”, Mısır ise “toplu ceza” olarak nitelendirdi. Savaşın bölgesel belirsizlik ve istikrarsızlığı artırması muhtemel görünüyor.
Bazı kanıtlar, artan siyasi istikrarsızlığın bölgedeki büyük finans kurumlarının durumunu da etkileyeceğini gösteriyor.
Böylesi bir istikrarsızlık ABD ve Avrupa'ya mülteci akışını artırabilir ve göç politikasıyla ilgili zaten gergin olan siyasi tartışmayı daha da kötüleştirebilir. İsrail-Gazze savaşının aynı zamanda Orta Doğu’da yatırımları ortadan kaldırması ve ticaret yollarını kesintiye uğratarak nakliye maliyetlerinin artmasına yol açması da olası.
Son zamanlarda Çin ekonomisi, ekonomik büyümenin yavaşlaması, gençlerde yüksek işsizlik oranı, emlak sektörü krizi, düşük Doğrudan Yabancı Yatırım (DYY) ve zayıf ihracat nedeniyle adeta “saatli bomba” olarak tanımlanıyor. Düşük tüketici güveni ve harcamalar ile azalan dış talep nedeniyle büyüme beklentilerinin “yapısal olarak zayıf” kalması bekleniyor.
Çin'in iç tüketiminin azalması, hammadde ve emtia talebinin azalması anlamına geliyor ve bu da Avustralya ve Brezilya gibi daha büyük ihracatçıları etkileyecek. Ticari sürtüşmeler ve silahlı çatışmalar nedeniyle üretimin yeniden konumlandırılması ve tedarik zinciri çeşitlendirmesi devam ettikçe, çokuluslu şirketlerin kârları üzerinde bazı olumsuz etkiler yaşaması muhtemel. Bunun sadece tedarikçiler üzerinde değil aynı zamanda maaş artışı, değilse de küçülme ve iş kayıpları açısından iş gücü üzerinde de zincirleme bir etkisi olabilir.
OECD'ye göre Çin ekonomisine yönelik artan riskler 2024’te küresel büyümeyi etkileyecek.
2022 yılında 65 yaş üstü nüfusun en fazla olduğu ülkeler arasında Japonya, İtalya, Finlandiya ve Almanya yer alırken, 2050 yılında bu listeye Hong Kong, Güney Kore ve Tayvan'ın da dahil olması öngörülüyor. 2050 yılına geldiğimizde dünyadaki 60 yaş üstü nüfusun oranı %12'den %22'ye çıkacak. Aynı zamanda insanlarda uzun yaşam beklentisi de artıyor. Böyle bir nüfus eğiliminin sosyal güvenlik ve ekonomi üzerinde etkileri bulunuyor.
Yaşlılar arasında artan hastalık riskleri nedeniyle hükümetlerden ve sağlık sektöründen daha fazla miktarda bakım talebi artış gösterecek. Çalışanların emeklilere göre oranı gitgide düşüyor ve bu da mevcut emeklilik sistemlerinin sürdürülebilirliği üzerinde baskı oluşturuyor.
Ayrıca nüfusun yaşlanmasının iş gücü verimliliğini ve iş gücü arzını etkilediğine dair kanıtlar da bulunuyor. Dolayısıyla bu durumun ekonomik büyüme, ticaret, tasarruf ve yatırım üzerinde etkileri olacak.
Bütün bunlarla birlikte değerlendirildiğinde 2024 yine 2023 kadar zorlu bir yıl olabilir.

İyi ve sağlıklı bir gıda alışverişi iyice tehlikeli hâle geldi. Doğru beslenme ile ilgili bizi endişelendiren gıdalar her rafta pusuda bekliyor. Günümüzde raflardaki hazır yemekle...

İnsanlar olarak konuşmayı severiz. Zira konuşmak birçok amaca hizmet eder: Zaman geçirmek, diğer kişiler ve dünya hakkında bilgi edinmek, birbirimizle bilgi alışverişinde bulunmak, ...