10 Üyeye Ulaşan ‘Dünyanın En Büyüğü’ BRICS ve Türkiye’nin İlgisi
Baydno
12 Ocak 2024

Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika ortaklığıyla 2011’de resmen kurulan BRICS, ilk kez genişlemeye giderek Suudi Arabistan, İran, Etiyopya, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni birliğe dahil etti. Uluslararası sistemde doların hegemonyasına karşı milli paralar ile ticareti geliştirmek isteyen BRICS, yeni üyelerle birlikte toplam 10 ülkeye ulaştı. 3.5 milyar nüfusu ile dünya nüfusunun yüzde 44’üne sahip olan birlik, bu kapsamda dünyanın en büyük ittifakı. 

Jeoekonomik hedefleri temel alan oluşum, Batı sistemli ekonomik sisteme karşı alternatif olmayı amaçlıyor. Bu zamana kadarki zirvelerde öne çıkan dört hedef; çok kutuplu dünya, küresel yönetişim reformu, ortak kalkınma ve dayanışma oldu. Bunları uzun uzun detaylandırmayacağım ama bu oluşumun potansiyel gücünü, birlik içerisindeki ülkelerin durumunu ve Türkiye’nin ilgisini ele alacağım. 

Birliğin Ekonomik Gücü ve Amacı

Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın baş harflerinden oluşan BRICS, yeni katılan beş ülkeyle birlikte 30 trilyon dolar ekonomik büyüklüğe ulaştı. Yaklaşık 3,5 milyar nüfusuyla dünyanın neredeyse yarısından oluşuyor. 

IMF verilerine göre satın alma gücü paritesi açısından BRICS ülkelerinin dünya ekonomisine katkısı yüzde 32,1 iken; ABD, Japonya, Fransa, Kanada, İngiltere, Almanya ve İtalya’nın içinde bulunduğu G7 ülkelerinin payı yüzde 29,9’da kaldı. Birliğe yeni katılan 5 ülkeyle birlikte bu oran yüzde 35’in üzerine çıktı.

Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan’ın BRICS’e dahil olması, Rusya faktörü de düşünüldüğünde OPEC’te (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) güçlü bir blok anlamına geliyor. Öte yandan Çin’in de dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olduğunu unutmamak lazım. 2024 itibariyle BRICS ülkeleri, dünya ham petrol üretiminin yüzde 45’ine sahip. Bu çok büyük bir güç ve belki de ileride petrodolar sistemi sonlanabilir.

BRICS en büyük meydan okumasını, küresel ekonomik sistemin dolar ve Batı odaklı temellendirilmesine karşı gerçekleştirmeyi hedefliyor. Rusya ve Brezilya’daki siyasetçiler, dolar hakimiyetine son vermek için ortak “BRICS para birimi” tekliflerini dile getirse de Putin’in ifadesiyle “bu şimdilik zor” görünüyor. Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşların, Batı perspektifinde olmayan ülkeleri ambargolarla tehdit etmesi, yatırım ve krediler konusunda mahrum bırakması, birliğe katılmak için sırada bekleyen 30 ülkenin en çok dert yandığı konular. 

Dünya Bankası’nın başkanının her zaman bir Amerikalı, IMF’nin genel müdürünün ise Avrupalı olması en önemli argümanlardan. Aslında iki finans kuruluşunda da 190’a yakın ülke bulunuyor. Batılı isimler tarafından yönetilen bu kuruluşlara karşı BRICS ülkeleri, 2014 yılında 250 milyar dolarlık sermaye ile Yeni Kalkınma Bankası’nı (NBD) kurdu. Bu bankayla birlikte gelişmekte olan ülkelerdeki projelere kredi sağlamak amaçlanıyor. Propaganda ise “daha fazla temsil hakkı tanınacak” prensibiyle gerçekleşiyor.

Peki birlik içerisindeki ülkelerin ilişkileri ne durumda?

‘Kaynayan Kazan’ BRICS

Brezilya, Güney Afrika ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni liste dışında bıraktığımızda, geriye kalan ülkelerin kendi aralarında büyük siyasi ve askeri krizler yaşadığı biliniyor. 

Çin, Hindistan ile sınır anlaşmazlıkları nedeniyle geçmişte savaştı, günümüzde de ara ara sıcak çatışmalar ile gerilim had safhaya çıkıyor. Rusya, askeri olarak Hindistan’ı silahlandıran ülke olsa da  özellikle Ukrayna Savaşı sonrası Çin ile ekonomik ve askeri ittifak içerisine girdi. 

Birliğin diğer iki ülkesi Suudi Arabistan ve İran, geçtiğimiz yıl Çin’in öncülüğünde diplomatik ilişkilerini tekrar başlatsa da Ortadoğu’da rekabet sürüyor. 

Rotamızı Afrika’ya yönelttiğimizde, Afrika’nın Nijerya’dan sonraki en kalabalık iki ülkesi Mısır ve Etiyopya göze çarpıyor. Etiyopya, 2011’de başlattığı ve Afrika’nın en büyük barajı Hedasi’yi Nil Nehri’ne yapınca Mısır ile karşı karşıya geldi. Sorun hâlâ devam ediyor. 

On üyeli BRICS ekonomik olarak bir dev ancak kendi içinde kaynayan kazan gibi.

Türkiye’nin BRICS’e Kısa Süreli İlgisi

İlk kez 2018’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı" sıfatıyla özel davetli olarak katıldığı BRICS Zirvesi’nde, aile fotoğrafı içerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da yer vermişti. O dönemde gündemi meşgul etse de aradan geçen 5 yılın ardından Türkiye’nin Batı’ya karşı “alternatif” arayışı olarak nitelendirilen BRICS üyeliği konusunda ilerleme sağlanamadı. 2022’de BRICS Uluslararası Forumu Başkanı Purnima Anand, Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan'ın örgüte bir an önce katılmasını istediklerini ifade etti. Fakat Suudi Arabistan ve Mısır’ın birliğe resmi başvuruda bulunmasına rağmen Türkiye’nin başvurusunun olmadığı biliniyor.

Hatırlarsınız, Türkiye’nin BRICS üyeliği gündeme geldiğinde dış politikada “eksen kayması” tartışmaları yaşanıyordu. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve kısmen Mısır gibi ABD’ye ve Batı ülkelerine yakın ülkelerin BRICS’e dahil olmasıyla, “BRICS=Doğu” algısı kısmen de olsa kırıldı denebilir.

Artık ülkeler farklı arayışlar içerisinde. Çok kutuplu yeni dünya düzeninin vurgusunu yapan BRICS de ekonomik olarak, özellikle gelişmekte olan ülkelerin dikkatini çekiyor. “Batı tekeline” karşı bir fırsat sunan BRICS, ülkeler için Batı karşıtlığının ötesinde uluslararası sistemde denge siyaseti için bir tercih niteliği taşıyor. Özellikle son yıllarda Batı’dan istediği yatırım ve siyasi desteği alamayan Türkiye, BRICS ile ekonomisini çeşitlendirebilir, geleceğin ekonomik devlerini oluşturacağı öngörülen Asya-Pasifik ülkeleri ile yakın ilişki içerisinda kalarak siyasi bağlarını güçlendirebilir.

Baydno

StratejikOrtak.com'un kurucusu ve Stratejik Ortak Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmeni ama; siz yine de onu "Dünyada Neler Oluyor?" başlığıyla 2015'ten bu yana dış politika ve tarihe dair yazılar yazan biri olarak bilin.