

Hafta başından bu yana ortada olan iddia, Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuri Uşakov tarafından doğrulandı. Türkiye’nin BRICS’e tam katılım için resmî başvuruda bulunduğu, BRICS’in de bunu değerlendireceği açıklandı. Geçtiğimiz hafta Uşakov, 22-24 Ekim tarihlerinde Rusya’da düzenlenecek olan 16. BRICS Zirvesi'ne Türkiye’nin de katılımı için resmî davetin iletildiğini ifade etmişti. Cumhurbaşkanı kaynakları da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zirveye katılacağını doğruladı.
Dışişleri Bakanlığı tarafından resmî bir açıklama yapılmaması düşündürücü olsa da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, basın toplantısında, Türkiye’nin BRICS’e tam üyelik için açık niyetli olduğunu söylemiş, "Süreç devam ediyor, somut gelişme olursa paylaşırız" ifadesini kullanmıştı.
BRICS üyelik başvurusu, Türkiye’nin eksen kayması sonucu politika değişikliğine gittiği şeklinde yorumlanıyor. Batı’ya karşı en güçlü gruplardan biri olarak öne çıkan BRICS hakkında en merak edilen başlıklardan kısa kısa bahsedip, Türkiye’nin BRICS üyeliğini resmî olarak duyurmamasını ele alacağım.
BRICS; Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'nın başını çektiği, bu ülkelerin baş harflerinin yan yana getirilerek isimlendirildiği bir grup.
BRICS grubunun adı, ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs raporlarında kullanılmasından sonra ortaya atıldı. İlk görüşmelerini 2006'da yılında BM Genel Kurulu odalarında Dışişleri Bakanları düzeyinde gerçekleştiren BRIC (o dönemde henüz Güney Afrika yoktu), ilk zirvesini 16 Haziran 2009 tarihinde Rusya’nın Yekaterinburg kentinde düzenledi. Güney Afrika’nın 2010’da gruba katılmasından bir yıl sonra Çin’de düzenlenen üçüncü zirvede, grubun adı resmen ‘BRICS’ oldu.
“Güney Afrika’nın 2010 yılında katılmasından önce, 2003 yılında Goldman Sachs tarafından yayımlanan “BRIC ile Hayal Kurmak: 2050'ye Giden Yol” başlıklı raporda, BRIC'in 2050 yılına kadar ABD doları bazında G7'den daha büyük bir boyuta ulaşabileceği belirtilmişti.”

Güney Afrika’nın 2010 yılında katılmasıyla “BRICS” adını alan grup, 2023’te Güney Afrika’da düzenlenen liderler zirvesine kadar genişleme konusunda hiç anlaşamadı. Birliğin en büyük genişlemesine şahit olacağımız Güney Afrika zirvesinde, Güney Afrikalı yetkililerin açıklamasına göre; BRICS’in yeni üyeler ile genişlemeye gideceği, şu ana kadar 40’dan fazla ülkenin BRICS’e katılım konusunda irade beyanında bulunduğu, ancak 22 ülkenin gruba katılmak için resmen başvuru yaptığı duyuruldu.
Zirve sonrası liderler; Arjantin, Mısır, İran, Etiyopya, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) üyelik davetinde bulunma kararı aldı. Bu 6 ülkeden 5’i bu daveti kabul ederken, “ticareti ABD ve İsrail eksenine kaydırmak istediğini belirten” ve Kasım 2023’te seçimleri kazanan Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, daveti reddederek BRICS üyesi olmayacaklarını ifade etti.
Şu anda 10 üyeli grupta yer alan ülkeler: Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika, Mısır, İran, Etiyopya, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri.

BRICS’in kurulduğu tarihten bu yana en temel amacı Batı odaklı küresel hegemonyayı değiştirmek ve iki veya çok kutuplu ekonomik sistemi entegre etmek. Bunu ‘siyasi hedefler olmadan’, ekonomik planlarla değiştirmeyi planlıyor. BRICS bu yöndeki ilk çalışmasını, IMF ve Dünya Bankası’nın uluslararası finans sistemindeki tekelini kırmak amacıyla 2014 yılında 250 milyar dolarlık sermayeyle kurduğu Yeni Kalkınma Bankası (NBD) ile gösterdi. Banka, gelişmekte olan ülkelere kredi sağlıyor, iş birlikleriyle yatırım hedefliyor.
Bilindiği üzere son yıllarda ABD öncülüğündeki Batı ülkelerinin “havuç-sopa” gibi stratejilerle ülkeleri tehdit edip ekonomik ambargolara tabi tutması, bu ülkeleri sistemin dışına itti. Türkiye dahil birçok ülkeyi ekonomik şantajlara maruz bırakması, BRICS’e olan ilgiyi her geçen gün artırdı. Birçok ülke de BRICS’i Batı’ya alternatif olmaktan ziyade denge unsuru olarak görüyor. Bana kalırsa Türkiye de bunlardan biri.

On üyeli bir birlik olmasına rağmen BRICS, 3,5 milyar nüfusuyla dünya nüfusunun yüzde 45’ini oluşturuyor. 28,5 trilyon dolar ekonomik büyüklüğü ile dünya ekonomisinin yüzde 28’ine sahip olan birlik; Suudi Arabistan, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de katıldığı son genişlemeyle birlikte dünyadaki ham petrolün yüzde 44’ünü elinde bulunduruyor.
Hatta Sputnik’in Dünya Bankası verilerine dayandırdığı habere göre 2023 yılında BRICS ülkelerinin dünya ekonomisindeki payı yüzde 35,7’lik oranla rekor seviyeye ulaşırken; ABD, Japonya, Fransa, Kanada, İngiltere, Almanya ve İtalya’nın içinde bulunduğu G7 ülkelerinin payı son 30 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 29’a geriledi. G7 ile kıyaslanan BRICS, henüz ortak kararlar alarak uluslararası sistemde etki bırakabilecek ‘birlik’ gücüne ulaşamadı. Yani ekonomik büyüklüğü gerçekten abartıldığı gibi olsa da işleyiş ve stratejileri G7 ülkeleri kadar etkin değil.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov’un söylediği gibi Türkiye’nin BRICS’e olan ilgisi yeni değil, “ezelden beri” var. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk kez 2018'de özel davetli olarak BRICS zirvesine katılmış ve Türkiye'nin üyelikle ilgilendiğini belirtmişti. Sık sık Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dile getirdiği BRICS üyeliği, Temmuz ayında tekrar gündeme gelmişti. Newsweek dergisinin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Doğu ile Batı arasında seçim yapmadığını belirterek şu ifadeleri kullanmıştı:
"Hem Doğu hem de Batı'da bulunuyoruz. Kararlı bir NATO müttefikiyiz ancak bu durumun Çin ve Rusya gibi ülkelerle pozitif ilişkiler kurma yetimizi engellediğine inanmıyoruz. Şanghay İşbirliği Örgütünün de NATO'ya alternatif olduğunu düşünmüyoruz. Benzer şekilde, BRICS'i de başka herhangi bir yapıya alternatif olarak görmüyoruz. Tüm bu yapıları ve ittifak zeminlerini farklı işlevlere sahip oluşumlar olarak görüyoruz."
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da benzer düşüncelerde olduğu bilinirken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in süreci farklı bir pencereden gördüğü aşikâr. Haziran ayında Londra’da Chatham House toplantısında yatırımcılarla buluşan Şimşek, “Batı’da Türkiye’nin çıkarlarına daha iyi hizmet eden kural tabanlı bir sistem görüyoruz. Ancak BRICS veya G20, bunların hepsi diyalog platformları. Yani Avrupa Birliği gibi değil.” ifadesini kullanmıştı. Anlaşılan o ki Bakan Şimşek Batılı yatırımcılara “yönümüzü Batı’dan ayırmıyoruz” mesajı vermeye çalışıyor.
2017 yılında o dönem Başbakan Yardımcısı olan Mehmet Şimşek, proje ve kredilerden yararlanmak için BRICS ülkelerinin kurduğu Yeni Kalkınma Bankası’na üye olmak istediklerini de belirtmişti. (Altını çizmekte fayda var, doğrudan BRICS üyeliği değil. Çünkü Nijerya örneğinde olduğu gibi, BRICS üyesi olmadan Yeni Kalkınma Bankası’na üye olunabiliyor.)
Rusya, Türkiye’nin BRICS’e resmî başvuruda bulunduğunu açıklamasına rağmen, Dışişleri Bakanlığı’nın günlerce açıklama yapmamayı sürdürmesi dikkat çekici. Çin ve Rusya öncülüğünde ‘Batı’ya karşı faaliyet yürüten’ BRICS’in algısı, Türkiye’yi BRICS’e yapılan resmî başvuruyu ilan etmemesi konusunda ikileme sokuyor olabilir. Uluslararası toplum tarafından “Türkiye’nin ‘karşı blok’ içerisine dahil olduğu algısı” yaratılmasın, yabancı yatırımcılar korkmasın, kırılgan ekonomi etkilenmesin diye bu sürecin yumuşak bir geçiş ile devam etmesi planlanıyor gibi görünüyor.
Sonuç olarak Batı ile ilişkilerini sekteye uğratmadan Türkiye’nin gruba dahil olması, Türkiye açısından olumlu bir gelişme. İlerleyen yıllarda ne olur bilinmez ancak BRICS’in şu anki karar mekanizmasının pasif olduğu göze çarpıyor. Üye ülkelerin uluslararası sistemde güçlü aktörler olması grubu öne çıkartsa da ortak kararlar alma konusunda henüz olgunlaşma sağlanabilmiş değil. Grup üyeleri arasında Hindistan ile Çin, Suudi Arabistan ile İran gibi ikili rekabet içerisinde olan ülkelerin, çıkar çatışmaları nedeniyle ortak paydada hareket etmesi de grubun en zor sınavlarından biri olacaktır.

Teknoloji uzun metinlere odaklanmamızı giderek zorlaştırıyor ve birçoğumuz kısa bir süre sonra pes ediyoruz. Bunun yerine, kendimizi bir görevden diğerine ya da bilgisayarda bir pence...

1 Kasım 1952'de ABD, Ivy Operasyonu'nun bir parçası olarak “Mike” kod adlı, dünyanın ilk hidrojen bombasını patlattı. Bu, Macar-Amerikalı fizikçi Edward Teller ve Polony...