Nolan’ın yeni filminin kahramanı Odysseus’un antik hikayesi
Yakup Can
Yargıç

Antik Yunan’ın en karmaşık kahramanlarından biri, modern sinemanın en usta yönetmenlerinden biriyle buluşmaya hazırlanıyor. Christopher Nolan’ın yeni epik filminde, Odysseus’un çok katmanlı hikâyesi yeniden hayat bulacak.

Kahraman ile dolandırıcı, aile babası ile çapkın, kral ile üçkâğıtçı arasında bir yerde duran Odysseus, antik edebiyatın en karmaşık figürlerinden biridir. İlyada’da Truva atının ardındaki zihin ustasıdır.

Homer’in Odysseia’sında ise tanrılar, canavarlar, cazibeler ve derin ahlaki ikilemlerle dolu on yıllık bir eve dönüş yolculuğunun baş kahramanıdır. Gelecek yıl bu kahraman Matt Damon tarafından canlandırılacak.

Odysseus’un Truva’dan İthaka’ya yolculuğu düz bir hat değildir. Fırtınalar, baştan çıkarmalar, ilahi kinler ve varoluşsal tehditlerle dolu devasa bir zikzak. Haftalar içinde dönmesi gerekirken, on yıl boyunca denizlerde sürüklenir.

Periler tarafından alıkonulur, sirenlere karşı koyar, mürettebatının tek tek yok oluşunu izler. Her durak, sadece zekâsını değil, kimliğini de sınar. Odysseia, soylu bir direniş hikâyesi değil; bir hayatta kalma çalışmasıdır. Odysseus aldatır, kılık değiştirir ve gri ahlaki alanlarda büyüleyici ilişkiler yaşar: büyücü Kirke, peri Kalypso, prenses Nausikaa ve daha fazlası ile birlikte... bazen stratejik zorunlulukla, bazen gönüllü olarak.

Homer’in dünyasında sadakatsizlik, bir hayatta kalma aracıdır. Odysseus, ahlaki berraklıkla değil, ahlaki esneklikle hayatta kalır. Eşi Penelope’ye bağlılığı boylamsal, ama doğrusal değildir. Pusulası her zaman İthaka’ya dönmeyi gösterir, ancak bu çizgi bazen epey eğridir.

Penelope and the Suitors by John William Waterhouse (1912), Aberdeen Art Gallery

Modern etik açısından bu esneklik kabul görür mü? Muhtemelen hayır. Ama onun başarısını sağlayan, dürüstlük değil, her durumu lehine çevirebilme becerisidir.

Odysseus uyum sağlarken, Penelope stratejik bir direnişle ayakta kalır. Yirmi yıl boyunca taliplerini ustaca oyalama taktikleriyle savuşturur. Kocasının babası Laertes için dokuduğu kefeni her gece sökerek zaman kazanır. Bu, iplik ve sessizlikle yürütülen yavaş ama inatçı bir direniş kampanyasıdır.

Odysseus dış dünyanın canavarlarıyla mücadele ederken, Penelope evin iç cephesini ustalıkla yönetir. Onun kocasına sadakati bilinçli, politik ve zekicedir. Ataerkil bir dünyada gücü, bekleyebilmesindedir. Onun hikâyesi, duygusal emek ve stratejik hayatta kalma üzerine kurulu bir anlatıdır.

Matt Damon
Anlatı döngüleri ve doğrusal olmayan yolculuklar

Odysseia, doğrusal olmayan anlatımın antik bir başyapıtıdır. Hikâye, olayların ortasından başlar; iç içe geçmiş öyküler, geri dönüşler ve değişen anlatıcılar kullanır. Odysseus hikâyelerinin çoğunu kendi ağzından anlatır, böylece hem olayları yeniden çerçeveler hem de kendini geriye dönük olarak yeniden şekillendirir. Hafıza, bir montaja dönüşür; gerçeklik ihtiyaçlara göre bükülür, olgu ve kurgu birbirine karışır.

Homer sadece bir hikâye anlatmaz, bir labirent inşa eder. Odysseia, modernist edebiyat ve sinemanın parçalı formlarını; kimliğin istikrarsız, zamanın ise esnek olduğu anlatıları önceler.

Odysseus and Penelope by Johann Heinrich Wilhelm Tischbein (1802), Wiki Commons
İthaka’ya dönüş

Odysseus nihayet İthaka’ya döndüğünde, bir dilenci kılığında, gemi enkazını sessizce inceler. Bu, romantik bir doruk noktası değil, hesaplı bir risktir. Penelope hemen kollarına atılmaz; onu sınar. Ancak evlilik yataklarını taşıma fikrine verdiği öfkeli tepki (yatağın yaşayan bir zeytin ağacının gövdesi etrafına inşa edildiğini sadece ikisinin bilmesi) onun kimliğini kanıtlar. Bu sahne bir Hollywood kucaklaşması değil; temkinli bir müzakere.

Bu, bir restorasyonu simgeler, evet. Ama aynı zamanda güvensizlik, travma ve karşılıklı sınama anlamına gelir. Eve dönüş, tıpkı hayatta kalma gibi, karmaşıktır.

Odysseus kusursuz bir kahraman değildir. Canavarlarla pazarlık eden, tanrılarla tartışan ve evine bir dilenci kılığında sürünerek dönen bir hayatta kalandır. Onu şekillendiren, zekâsı kadar yaşadıklarının sonucudur.

Bazı hikâyeler, doğru oldukları için değil, onları hayatta kalanlar anlattığı için kalıcıdır...

The Conversation