Tesla, Model Y standart versiyonuna zam yaptı; Kremlin, Erdoğan ve Putin'in görüşeceğini açıkladı
Türkiye pazarına geçtiğimiz nisan ayında Model Y ile giriş yapan Tesla, büyük ilgi toplamıştı. Uzun zamandır Türkiye piyasasına girmesi beklenen Tesla, Model Y satışa sunulduktan kısa süre sonra ikinci zam haberi ile gündeme geldi. Model Y’yi üç farklı seçenek ile birlikte ülkemizde sunan Tesla, artan kurun da etkisiyle araç fiyatlarına 70 bin ila 141 bin TL’lik bir zam yaptı. Fiyatların artmasının yanı sıra şirketin yeni araç teslimatlarını ise 2024 yılında yapacağı belirtiliyor.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, gazetecilerin sorusu üstüne, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘öngörülebilir gelecekte’ yüz yüze görüşmeyi planladıklarını kaydetti. “Putin, Erdoğan’ı seçim zaferi, yeniden Türkiye Cumhurbaşkanı seçilmiş olması nedeniyle tebrik etmek için aradığında, her iki lider de öngörülebilir gelecekte ikili bir görüşme gerçekleştirme niyetinde olduklarını teyit ettiler” diyen Peskov, söz konusu görüşmenin nerede ya da ne zaman gerçekleşeceğinin belirlenme aşamasında olduğunu ekledi: “Bu görüşmenin nerede olacağını ve ne zaman gerçekleşeceğini iki liderin programlarına göre kararlaştırmak gerekecek. Fakat böyle bir anlaşma var ve bu görüşmenin hazırlığını yaptığımızı söyleyebilirim.”
KAYNAK: ShiftDelete.Net, Haber Global
Büyüleyici bir etkileşimli harita, İngiltere, Avrupa ve ötesinde keşfedilen 85.000'den fazla arkeolojik cevherin yerini gösteriyor
Avrupa’daki ve daha uzaklardaki tüm arkeolojik hazinelerin yerini gösteren ve tek bir tıklamayla onlar hakkında bilgi veren harika bir çevrimiçi harita geliştirildi. Vici adı verilen etkileşimli dijital harita, “klasik antik çağın arkeolojik atlası” olarak tanımlanıyor. Wikipedia’dan ilham alarak 2011’de kullanıma sunulan harita, yeni alanlar ve eserler hakkında resim ve bilgi ekleyen 400’den fazla katılımcıya sahip. Bugüne kadar, haritada işaretlenmiş 85.000’den fazla konum ve yaklaşık 40.000 resim bulunuyor.
Her bir alan, bulunmasını kolaylaştırmak için tanımlanmış tam koordinatlara sahip. Özel olarak Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’ya odaklanan Vici.org’da yer alan alanlar arasında Kent, Lullingstone’daki MS 75 yıllarına dayanan ve “zengin mozaik karo döşemeye” ve bir mezar odasına sahip Roma villası yer alıyor. Ayrıca, 1.000 yılı aşkın bir süre boyunca dünyanın en uzun kemerli köprüsü olan Romanya’daki Trajan Köprüsü’nün ve Malta’nın yaklaşık 5.000 yıllık Mnajdra tapınak kompleksinin kalıntıları da haritada yer alıyor.
Haritayı oluşturan Rene Voorburg, MailOnline Travel ile yaptığı görüşmede “Katkıda bulunanlar tarafından neredeyse her gün yeni yerler ekleniyor. Bazıları çok aktif ve binlerce işaretçi ekledi” dedi. Vici’nin kullanıma sunulmasından önce, MS 300 yılına ait bir Roma yol haritasının ortaçağ kopyası olan Peutinger haritasının rotasını kabaca izleyen bir “Roma rota planlayıcısı” işlevi gören Omnesviae adlı kardeş web sitesi kullanıma sunulmuştu. Hollanda’nın küçük Houten şehrinde yaşayan 54 yaşındaki Rene, “Vici.org, yerel bölgem için Romalıların gizli ve görünür kalıntılarının yerlerini gösteren bir harita istediğim için başladı. Temel olarak, Roma döneminde neyin nerede olduğunu ‘görmek’ istedim; vicus (köy), liman neredeydi, kale neredeydi, yollar neredeydi, vb...” diyor.
Hollanda milli kütüphanesinde veri uzmanı olarak çalışan peyzaj arkeolojisi uzmanı, haritanın başlangıçta Roma tarihine odaklanmış olmasına rağmen, kısa sürede ortaçağın sonuna kadar uzanan her şeyi kapsayan bir antik çağ haritası haline geldiğini söylüyor. Bazı işaretler aynı zamanda antik çağlardan kalma nesnelerin sergilendiği dünyanın her yerindeki müzeleri de gösteriyor. Rene’nin söylediğine göre haritada dikkat çeken bir öğe de, Almanya'daki bir Roma villasında keşfedilen bir zar kulesi, yani zar oyunlarının oynanmasında kullanılan küçük bir kule. Kuleye kazınmış kelimeler, Orta Çağ’ın başlarında kuzey İskoçya’da yaşayan bir grup insan olan Pict’lerin askeri yenilgisini anıyor. Rene eser hakkında şunları söylüyor: “Bence onun oraya nasıl geldiğini düşünmek büyüleyici. Belki de villanın sahibi Pict'lerle savaştı ve bunu günümüz Almanya’sına yerleşmeden önce bir hatıra olarak aldı?”
KAYNAK: CHIP
Aralarında OpenAI ve Google Deepmind'ın en üst düzey yöneticilerinin de bulunduğu bazı uzmanlar, yapay zekanın (AI) insanlığın yok olmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Peki, makineler nasıl insanlardan üstünlüğü ele alabilir?
Arkadaşlarımız ya da ailemiz dahil çevremizdeki diğer kişilerin davranışlarını tahmin etmek için sezgilerimizi kullandığımızda hatalar yaparız. Bu yanılgılarımızdan birisi de yanlış ya da hatalı fikir birliği etkisi (the false consensus effect) olarak adlandırılmaktadır
Yanlış fikir birliği etkisi insanların, başkalarının da kendi inançlarını paylaştığını ve belirli bir bağlamda benzer şekilde davranacağını varsayma eğilimini ifade eder. Örneğin çevre sorunları konusunda endişeli ve bunun için bir şeyler yapılmasını düşünen bir kişiyseniz çevrenizdeki birçok insanın sizinle aynı duyguları paylaştığını varsaymanız olasıdır. Oysa ki birçok kişi aynı hassasiyeti göstermeyecektir.
Ya da belirli bir yasayı çıkarmanın toplumunuzdaki suç miktarını azaltacağına kesinlikle inanıyorsanız, şehrinizdeki diğer seçmenlerin çoğunluğunun bunu desteklediğini inandığını da düşünebilirsiniz. Ancak elbette sonucunda bir hayal kırıklığı olması da olasıdır.
Bu yanılsamamız kimi zamanlarda iyi insanların neden zarar veren şeyler yaptığını açıklamaya da yardımcı olur. Normalde yapmamanız gereken bir şey yaptığınız anda, bu yanılsama sonucunda etrafınızdaki birçok insanın da aynı şeyi yaptığını varsaymanız olasıdır. Bu önyargı, insanların sosyal olarak kabul edilemez veya yasa dışı davranışları haklı çıkarmasına da izin verir.
Örneğin çöplerinizi yere attığınız zamanlarda, zaten etrafınızdaki birçok kişinin aynı şeyi yaptığını düşünerek herhangi bir rahatsızlık hissetmeyebilirsiniz. Oysa ki birçok kişi bu davranışı gerçekleştirmemektedir.
Hatalı fikir birliği etkisi ve çoğulcu cehalet ile ilişkilidir
Çoğulcu cehalet, bir kişi belirli bir düşünce tipine katılmadığında, ancak herkesin bu düşünceye katıldığını düşündüğünde ortaya çıkar.
Başka bir deyişle, çoğulcu cehalet, bireylerin herkesin kendileriyle aynı fikirde olmadığına inandıkları, oysa ki gerçekte çoğu insanın aynı görüşü paylaştığı bir durumdur. Yani bir bakıma çoğulcu cehalet, hatalı fikir birliği ön yargısının tam tersi bir etkiye sahiptir.
Çoğulcu cehalet, kişinin diğerlerinin kendileriyle hemfikir olma ihtimalini hafife almasına sebep olur. Yanlış fikir birliği etkisi ise kişinin bu ihtimali olduğundan daha yüksek görmesine sebep olacaktır.
KAYNAK: Matematiksel
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 30'lu yaşlarda sigarayı bırakanların yaşam süresinin, sigara içmeye devam edenlerle kıyaslandığında yaklaşık 10 yıl arttığını, bu kişilerin yaklaşık 2-12 hafta içinde dolaşımının düzeldiğini bildirdi
DSÖ verilere göre, tütün ürünü kullanımı, her yıl milyonlarca insanın sağlığını ve yaşamını kaybetmesine sebep olan önlenebilir risk faktörlerinin başında geliyor. Dünyada genelinde 1,3 milyar tütün ürünü kullanıcısının yüzde 80'inden fazlası düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşıyor. Tütün ürünü kullananların yaklaşık yarısı, tütün kullanımıyla ilişkili hastalıklar nedeniyle beklenen yaşam süresinden daha erken dönemde hayatını kaybediyor.
Her yıl tütün ürünü kullanımına bağlı yaşamını kaybeden 8 milyondan fazla kişinin yaklaşık 1,3 milyonunu, kullanmadığı halde tütünün dumanına maruz kalanlar oluşturuyor. Tütün dumanından yaklaşık 700 milyon çocuk etkileniyor. Her yıl 65 bin çocuk, pasif etkilenimin yol açtığı solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle 5 yaşından önce yaşamını yitiriyor.
Ekonomik kayıp yıllık 1,4 trilyon dolar
Tütün endüstrisi, sigara, pipo, puro gibi tütün ürünlerinin yanı sıra elektronik sigara, nargile, meyve aromaları, mentol topları gibi ürünlerle çeşitlilik sağlayarak tütün bağımlılığının sürdürülmesini sağlamaya çalışıyor. DSÖ, bu ürünlerin tamamının sağlığı tehdit ettiğine dikkati çekiyor.
Tütün ürünleri sağlığın yanı sıra ekonomiye de zarar veriyor. DSÖ, tütün ürünü kullanımına bağlı ekonomik kaybın yıllık 1,4 trilyon dolar olduğunu öngörüyor. Çevreye de zarar veren sigara izmaritleri, dünyada en yaygın atılan atıkları oluşturuyor. İzmaritlerdeki kimyasallar ve elektronik sigara atıkları, su ve toprağa sızarak doğaya zarar veriyor. Tütün endüstrisi, sigara üretimi için yıllık yaklaşık 600 milyon ağaç kesilmesinden sorumlu tutuluyor.
İlk günden itibaren sağlık verileri iyileşiyor
Bu bağımlılıktan kurtulmak sağlık, sosyal, ekonomik ve çevresel pek çok kazanç elde edilmesine olanak sağlıyor. DSÖ, 30'lu yaşlarda sigarayı bırakanların yaşam süresinin, sigara içmeye devam edenlere göre yaklaşık 10 yıl arttığına dikkati çekiyor.
İlk sigara bırakma gününden itibaren yüksek kalp atış hızı, kan basıncı, karbonmonoksit seviyesi normale dönüyor ve zamanla bağışıklık sistemi güçleniyor. Yaklaşık 2-12 hafta içinde dolaşım düzeliyor, akciğer kapasitesi artıyor.
KAYNAK: Gazete Oksijen
Ariel Okulu fenomeninin gerçek olup olmadığı bugün dahi tartışmalı bir konu
Dünya dışı yaşamın var olup olmadığı, uzun zamandır oldukça popüler bir tartışma konusu. Henüz pek çok sırrına vakıf olmayı başaramadığımız evrende, bizden başka varlıkların da yaşadığına inananların sayısı hiç de az değil. Ancak bugüne dek uzaylıların varlığına dair tatmin edici bir kanıta da ulaşılamadı. Bu nedenle evrenin herhangi bir yerinde tuhaf canlıların yaşadığı iddiası, pek çok insan için oldukça gülünç. Öte yandan uzaylıların varlığına dair tartışmaların tarihi, dünya dışı yaşama inansın veya inanmasın, herkesin aklında şüphe oluşturabilecek çok sayıda olayla dolu. İşte Zimbabve’nin Ruwa şehrinde, 1994 yılında meydana gelen ve tarihe Ariel Okulu fenomeni olarak geçen, tuhaf olaylar silsilesi de bunlardan biri. Detaylara birlikte bakalım.
Zimbabve’nin Ruwa şehrindeki Ariel Okulu, 16 Eylül 1994’te oldukça ilginç bir olayla gündeme geldi. Şehirdeki küçük bir kasabada yer alan okulda eğitim gören çocuklardan 62’si, tuhaf bir iddiada bulunuyordu. Çocuklar, okulun bahçesinde oyun oynadıkları sırada, bölgenin yakınlarında “uçan gümüş diskler gördüklerini” söylüyordu. Çocukların iddiaları bununla da sınırlı değildi. Uçan disklerin içinden tuhaf yaratıklar inmiş ve onlarla iletişim kurmuştu! İşte daha sonra Ariel Okulu fenomeni olarak isimlendirilen bu ilginç iddia, Zimbabve’nin bu küçük şehrini, tüm dünyanın gündemine taşmıştı.
Çocukların iddialarına göre insansı bir görünüme sahip olan uzaylılar, çocuklara dünyayı ve doğayı korumaları gerektiğini söylemiş, teknolojiden uzak durmalarını öğütlemişti. Üstelik bu sıra dışı varlıkların iletişim kurma biçimleri de oldukça tuhaftı. Çünkü çocukların iddialarına göre uzaylılar konuşarak değil, telepati yoluyla iletişim kuruyor, düşüncelerini ve öğütlerini bu şekilde aktarıyorlardı. Zimbabve’nin Ruwa şehrindeki küçük bir kasabayı ziyarete gelen uzaylılar, yaklaşık bir metre boyundaki bir insan gibi görünüyorlardı. Uzun saçları ve bir insanındakinden çok daha büyük gözleri vardı. Üstelik çocuklar tarafından “büyük ve delici” olarak nitelendirilen bu gözler, uzaylıların yanaklarında yer alıyordu.
Ariel Okulundaki öğretmenlerin pek çoğu ise öğrencilerinin bu sıra dışı iddialarını önemsemedi. Ancak çocuklar uzaylıların kendileriyle iletişime geçtiği iddialarını ebeveynleriyle de paylaştılar. Ariel Okulu fenomeni kısa sürede bölgedeki en önemli gündem maddesi haline geldi. Üstelik tüm dünyanın bakışları da Ariel Okuluna çevrilmişti. Daha önce çok sayıda UFO ve uzaylı vakası üzerinde çalışan UFO uzmanı Cynthia Hind, ilginç fenomeni daha yakından inceleyebilmek için Ruwa şehrine geldi. Uzaylılarla konuştuğunu iddia eden çocuklarla görüştü, hikâyelerini dinledi, çocukların uzaylı çizimlerini dikkatle inceledi. Öğrencilerin anlattığı hikâyeler birbiriyle oldukça benzerdi. Üstelik bu hikâyelerde herhangi bir boşluk da yoktu. Deneyimli UFO uzmanı kararını vermişti. Çocuklar, doğru söylüyordu.
Hind’e göre yoksul bir Afrika ülkesinin, kırsal bir bölgesinde yaşayan ilkokul çocuklarının modern dünyadaki uzaylı anlatısına böylesine detaylı bir şekilde vakıf olması mümkün değildi. Bu nedenle çocuklar yalnızca gördükleri şeyi, yaşadıkları deneyimi anlatıyor olabilirlerdi. Pek çokları, Ariel Okulundaki çocukların toplu bir histeri krizi yaşadığını düşünse de Cynthia Hind, çocuklara inanıyordu.
Ariel Okulundaki uzaylı olayı, birdenbire ortaya çıkmamıştı. Cynthia Hind, yakın bir bölgede olaydan sadece birkaç gün önce de uzaylıları gördüğünü söyleyen insanlarla karşılaşmıştı. Oysa bu insanların gördüğü şey uzay görevini tamamladıktan sonra yeniden yörüngeye giren Zenit-2 isimli roketten başka bir şey değildi. Kısacası uzaylılar eylül 1994’te, Ruwa şehrindeki en popüler konulardan biriydi.
Bu ilginç olayı hatırlayan insanların bazıları, Ariel Okulundaki çocukların gerçekten de uzaylılara iletişim kurduğuna inanmaya devam ediyor. Bazı insanlar ise Zimbabveli çocukların yalnızca toplu histeri krizi yaşadığını veya tüm dünya ile tuhaf bir oyun oynadığını düşünüyor.
KAYNAK: ListeList
1 Haziran 2023
paylaş