
Yazın sıcaklığı kendini hissettirmeye başlamışken, biraz soluklanmak ve zihnimizi dinlendirmek için en güzel kaçış rotası yine kitaplar oluyor. Tatil planları yapılırken çantaya atılacak bir roman, gölgede okunacak bir hikâye ya da gece serinliğinde eşlik edecek bir deneme arayışı başlıyor.
Kitap dünyası da yazla birlikte hareketleniyor; raflarda yerini alan taptaze baskılar okurunu bekliyor. İşte tam da bu dönemde, göze çarpan ve okuma listenize girmeye aday yeni çıkanlardan beş eseri sizin için derledik.

Bu sıradışı deneme, 'Doppler' kitabıyla bilinen Norveçli yazar Erlend Loe’nun elli yaşında başlayan deneyimini anlatıyor: tektekerlekli bisiklete binmek. Mizah dolu ve zaman zaman felsefi bir dille kaleme alınan bu eser, sadece fiziksel bir yolculuğu değil, aynı zamanda içsel bir keşif sürecini de yansıtıyor.
Yaşla birlikte gelen değişim ve dönüşüm sürecinde, insan kendini yeni şeyler denemeye açabilir mi? Loe, çocukluktan yetişkinliğe kadar geçirdiği 'tekerlek evrimini' (4’ten 3’e, sonra 2’ye ve şimdi 1’e düşüş) eğlenceli ama düşündürücü bir şekilde anlatıyor.

New York Times listesindeki bu korku romanı, 1993’te çekilmiş lanetli bir korku filminin arkasındaki karanlık sırları ve yıllar sonra bu filmi yeniden çekmeye çalışan hayatta kalan tek oyuncunun yaşadıklarını konu alıyor.
Aradan geçen otuz yılda hem geçmişin hayaletleri hem de Hollywood’un acımasız yüzüyle yüzleşmek zorunda kalan anlatıcı, gerçek ile kurgu arasındaki çizginin silinmeye başladığı, psikolojik gerilim dozu yüksek bir hikâyeye sürükleniyor.

Latin Amerika’nın siyasal ve toplumsal dönüşümlerini irdeleyen bu derleme, 1880-1930 yıllarını dönemin önde gelen yazarlarının öyküleri aracılığıyla ortaya koyuyor.
Sömürgecilikten kurtulan ülkelerin yeni iktidar yapılarını, halkların süregelen eşitsizliklerini ve Avrupa’dan gelen göçün kültürel etkilerini fon olarak kullanırken; Latin Amerika edebiyatının Avrupa merkezli edebi geleneklerden kopuşu olan modernismo akımının doğuşunu ve ulusal kimlik arayışlarını mercek altına alıyor.

James Baldwin’in 1965 tarihli bu öykü kitabı raflarda yerini aldı. 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının en önemli isimlerinden olan Baldwin’in bu kitabı İstanbul’da yaşadığı yıllarda yayımlanmıştı.
Amerika’daki sistematik ırkçılık, toplumsal şiddet ve bireysel travmalar üzerine yoğunlaşan sekiz çarpıcı öyküden oluşan kitap; siyah bir müzisyenin ülkesine dönüş korkusu, uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele eden gençler ya da beyaz bir polisin çocukluğuna dair karanlık bir anıyı hatırlayışı gibi kesitleri anlatıyor.

Shirley Jackson’ın bu gerilim dolu gotik klasiği, yaklaşan bir kıyamet kehaneti etrafında şekillenen paranoyak ve gotik bir ailenin hikâyesi. Halloran malikanesinde bir cenaze için toplanan ailede eksantrik karakteriyle bilinen Fanny, bahçede gördüğü bir düş sonrası, ölen babasının kendisine dünyanın sonunun tarihini söylediğini iddia ediyor.
Jackson’ın kendine özgü tarzıyla yazılan roman, hem ürkütücü hem de ironik bir şekilde, inanç, iktidar ve toplumsal kopuşu sorguluyor.
Morning Bundle ve dijital içerik editörü. Kültür sanat, popüler kültür ve eğlence konularında yazıyor.

Yeni bir araştırma, okuma sırasında beynimizin dikkat, hafıza ve anlamlandırma gibi pek çok zihinsel süreci senkronize biçimde devreye soktuğunu gösteriyor. Max Planck Enstit&u...

“Kış ne kadar çok, ne kadar uzun olursa olsun; balık ne kadar az çıkarsa çıksın; yine yaz, bildiği gibi mahrumiyetlerin içinden kafasını kaldıracak ve onu bekleyenler...
