Görmezden gelinen seri katiller: Dijital algoritmalar
Erhan Çırak
3 Temmuz 2024

Hayatımıza çok hızlı bir şekilde giren ve Batman’in sadık dostu, uşağı Alfred gibi konumlanan “yapay zeka”nın insanlığın sonunu getirip getirmeyeceğine dair tezler, spekülasyonlar uzun bir süre daha gündemi meşgul edecek gibi görünüyor.

Yakın ya da uzak gelecekte bu havalı, “potansiyel aday” bizi arka bahçesine gömer mi henüz bilemesek de halihazırdaki en tehlikeli ve sinsi düşmanımız insanları görmezden gelerek yok eden dijital “algoritma”lar.

Kendimize özgü şekilde var olmamıza izin verip vermeyecekleri ise günümüzün asıl problemi.

Varolmak, evet...

Artık datalardan ibaret olduğumuz bir çağda yaşıyor, gerçekliğimizin sağlamasını sosyal medya platformlarındaki paylaşımlarımız aracılığıyla yapıyor ya da yapmak zorunda hissediyoruz. Yalnız dikkat; bu rutinden azade bir yaşam seçmek modern meczuplar olarak etiketlenme sebebi...

Duygularımız, düşüncelerimiz ve ürettiğimiz yaratıcı çıktıların kaç kişiye eriştiği; ne kadar insanın bu paylaşımlar ile etkileşime geçtiği bize atfedilen modern “değer” kavramını şekillendiriyor.

Post truth’un sosyal ağ algoritmaları ile kârlı bir dine dönüştüğü; “fast food” kavramının ise gıdaya özgü olmaktan çıkıp müzik, sinema, edebiyat ve aklımıza gelebilecek hemen her şeye sirayet ettiği bir simülasyondayız artık.

Kulağa Netflix’te yayınlanan fakat ikinci sezon onayı alamayan bir distopya gibi geliyor değil mi?

Pek sayılmaz...

Mark Zuckerberg’in Frankenstein’ı Meta (Facebook + Instagram + Whatsapp), Trump’ın göz bebeği Elon Musk’ın bot hesap ve sözde ifade özgürlüğü oyuncağı X (Twitter) ve bu devlerden ilham alan diğer tüm sosyal ağlar...

Hangi partiye oy vermemiz gerektiğinden tutun da ne tür fikirlerden hoşlanmayacağımıza, kimlerin ‘linç’ edilmesi gerektiğinden seveceğimiz şarkılara, moda trendlerinden oynayacağımız oyunlara ve mizah yaklaşımımıza kadar hemen her şeyi artık bu algoritmalar dikte ediyor.

Nefret söylemi, şiddet, pornografi ve şirin yavru hayvanlar bu algoritmaların kusursuz şekilde çalışmasını sağlayan çarklar olarak bizleri içine çekiyor.

Herhangi bir konu hakkındaki fikriniz ya da ürettiğiniz yaratıcı çıktılar bu başlıklar altında kategorize edilemiyorsa algoritma tarafından çoğunlukla görmezden geliniyor; eriştiğiniz insan sayısı minimalize edilerek sesiniz ve varlığınız kısıtlanıyor.

Bir parkta, aklınıza gelen fikri söylemek için ağzınızı açtığınızı ya da çektiğiniz güzel bir fotoğrafı herkese göstermeye çalıştığınızı düşünün.

Karanlık tiplerin gelip önce fikrinizi dinlediğini, akabinde çektiğiniz fotoğrafa baktığını ve ortamdaki insanların %99’unun kulaklarını tıkayıp, gözlerini kapattığını hayal edin...

Ve

“Söylediğin şeyler ilgimi çekmedi. Daha fazla insanın duymasını istiyorsan önce üç beş bi şey ateşle. 
Fotoğrafın da b*kkk gibi. Manzara yerine dekolte ya da kaslarını ön plana çıkartan bir şeyler mi çeksen? Yanlış anlama insanlar seviyor, benlik bir şey yok...” dediğini...

İşte algoritmaların doğası ve çalışma prensibi kabaca buna dayanıyor. Sıradan, enteresan, komik, yaratıcı, güzel ya da tuhaf olduğunu düşündüğünüz için paylaştığınız şeylerin; efor sarf ederek ürettiğiniz yaratıcı çıktıların sosyal medyada 272 kişiye erişmesi, 4 beğeni ve 1 yorum alması doğrudan 
değersiz olduğu anlamına gelmiyor.

Şimdilik sosyal ağların gelir modellerine katkı sunan bir içerik olarak kategorize edilmediğini gösteriyor...

“Uçsuz bucaksız kırlar içindeki bir çiçeği fark etmek zor olsa da dolu bir çöp konteynırı yanına bırakılan güzel bir buketin dikkat çekmesi kaçınılmazdır.” diyerek, pollyannavari bir plot twist ile yazıyı noktalamak aslında fena olmazdı ama...

Yaşadığımız ya da simüle edilen dünyalardaki gerçeklerden bağımsız şekilde; kendi benliğimiz ile var olmak artık Don Kişot olmakla eşdeğer. Bu nedenle algoritmaların esiri olmadan fakat düşünce ve davranış biçimlerini anlayarak kendimizi ifade etmeye çalışmak, üretmeye devam etmek hayati önem taşıyor.

Erhan Çırak

Sanat, spor ve mizahtan beslenen dijital kökenli, bağımsız bir kreatif direktör ve yazardır. 2012 yılından bu yana reklam sektöründe önemli ajanslarda görev alan Erhan Çırak, Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen pekçok markasına hizmet vermiştir. Yarattığı ve lead ettiği projeler, kampanyalar ile D&AD, Eurobest, gibi dünyanın önemli yaratıcılık festivalleri ile Kristal Elma, Felis, Mixx Awards, Brandverse gibi ulusal reklamcılık ödül törenlerinde ödüllere layık görülmüştür.